Sonbaharda Keşfedebileceğiniz Alternatif Gezi Rotaları, Türkiye

Sonbaharda Keşfedebileceğiniz Alternatif Gezi Rotaları

Görüşünüzü Paylaşın 1 Yorum

Keşif Rehberi Arzu Aksaya

Sonbaharda Keşfedebileceğiniz Alternatif Gezi Rotaları
Salgınıyla yüzyılın ilkini yaşatan ve maskelerle bunalttıkça bunaltan bir 2020 yazının daha sonuna geldik. Sene şaibeli olsa da sonbaharın rengi çok şükür aynı. Ormanların yeşilinin sarıya döndüğü, sarının kırmızıyla yer değiştirdiği bu demlerin tadını çıkarmanın tam zamanı. "Çok sıcak bunaltır, çok soğuk dondurur" denilen yerleri hakkını vere vere gezmenin, huzurlu ve dingin neresi varsa keşfetmenin tam zamanı…

Madem zamanı geldi o halde ilk iş bir sonbahar rotası belirlemek! Siz rotanızı çizerken biz de sarı yaprakların görsel bir şölene dönüştüğü mevsim güzeli yerleri derledik. Malum kış gelmekte, sonbahar gitmekte aceleci! Belki tez elden rotanıza koyar, hiç gitmemişseniz keşfedersiniz. Ne dersiniz?

1 - Abant

abantSonbahar denilince akla ilk gelen yerin Abant olması hiç de tesadüf değil. Duru bir gölün ardından görünen ahşap kulübe kartpostalıyla tanıyıp bildiğimiz Abant'ın ormanları pastoral ressamların ilham kaynağı. Kuru yapraklar arasından yürürken musikiden başlayıp Teoman'ın repertuarına kadar birçok şarkıyı mırıldanabilirsiniz. Yanına bir de mis gibi dağ havası, şaheser bir göl manzarası eklenince burada kendi bestenizi bile yapabilirsiniz. Bolu merkeze 35 km mesafede bulunan Abant'ın yürüyüş dışında en yaygın aktivitesi bisiklete binmek ve gölde sandalla gezinmek. İsterseniz günübirlik de gidebilirsiniz. Bir hafta sonu kalmak isterseniz bölgede seçim yapmanızı zorlaştıracak birçok otel var.

2 - Yedigöller

yedigöllerMadem Bolu civarındasınız, Yedigöller'in renklerine de yabancı kalmayın. İstanbul'a ortalama 300 km mesafede olan Yedigöller bölgesi çadırınızı alıp gidebileceğiniz, yıldızları sayarak uyuyabileceğiniz, kuş sesleriyle uyanabileceğiniz bir doğa rotası. Adı üzerinde 7 gölün oluşturduğu bu büyülü doğa milli park olarak korunuyor. Kokulu ıhlamurların, köknarların, çamların arasına gizlenmiş şelaleler, dilek çeşmesi, Pisagor Ağacı ve gülen kayalar da yörede karşınıza çıkacak en güzel keşifler.

3 - Kapadokya

kapadokyaŞahsına münhasır, apayrı bir coğrafya Kapadokya. Vadilerinde güzel atların koştuğu, göklerinde balonların uçuştuğu, peribacalarının efsanelerle konuştuğu görmüş geçirmiş bir diyar desek de eksik söylemiş oluruz. Tarifindeki bu eksikliği en iyi anlayanlardan biri de UNESCO olmalı ki, bölgeyi 1985 yılında dünya kültür mirasları arasına almış. İç Anadolu Bölgesi'ne doğru çizeceğiniz sonbahar rotasında olmayı bilek gücüyle hak eden Kapadokya'da yapacak o kadar çok şey var ki! ATV'lerle safariye çıkabilir, günün seherinde bir balona binebilir, Peribacalarının arzı endam ettiği vadilerde dolaşabilirsiniz. Yeraltı şehirlerine inebilir, şarap tadımlarına katılabilir, tezgahta çömlek çevirebilirsiniz. Bizce gitmişken en az 3 gün konaklayın ve hepsine zaman ayırın.

4 - Mardin

mardinYazın gezseniz pişersiniz diyeceğimiz yerlerden Mardin'e sonbaharda doyamıyorsunuz. Hafif esen rüzgar içinizi titretse de üşütmüyor. Hatta tarihi şehrin dar yokuşlarından çıkarken hafiften terliyorsunuz. Sanki zaman tünelinden geçermiş gibi şaşkınlaşacağınız bir coğrafya olan Mardin'in kendine has büyüsü var. Kasımiye Medresesi'nden güneşi batırırken, Deyrulzafaran Manastırı'nda gökyüzünü izlerken ya da Mardin çarşısında yürürken bu büyüyü hissediyor, Midyat'ı gezip bitirene kadar da yanınızda götürüyorsunuz. Tabii bir de işin mutfak kısmı var ki tadına doyulmayan, mükellef sofralarından da kolay kolay kalkamıyorsunuz. En az 3 günü hak eden Mardin sonbahar rotasının da en güçlü alternatiflerinden biri.

5 - Safranbolu

safranboluKarabük iline bağlı Safranbolu 1994 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirasları Listesi'nde. 100 yıl öncesinin Osmanlı kültürünü yaşatan sokaklarında çoğu aslına uygun restore edilmiş onlarca tarihi konak göreceksiniz. Eski yaşamların ayak izlerini takip edip nostalji kokan meydanlara girecek, oradan da Bektaşi kültürünün gözbebeği Yörük Köyü'ne varacaksınız. İşte size üşümeden, terlemeden gezebileceğiniz dört dörtlük bir sonbahar rotası. Bol bol fotoğraf, envaı çeşit lezzet, "böyle yerler var mıydı" dedirtecek bir atmosfer ve yeryüzüne tepeden baktıran bir Tokatlı Kanyonu… 400 km mesafedeki İstanbul gibi uzak bir şehirden geliyorsanız en az iki gün kalmanızı öneririz. Safranbolu'yu gezmek için en favori ayın kasım olduğunu da şuraya bir not düşelim.

6 - Amasra

amasraRotanızda Safranbolu varsa Amasra ya da Amasra'ya geliyorsanız Safranbolu'ya uğramamak olmaz. Zaten araları da topu topu 90 km kadar. Bir yarımada üzerinde arz-ı endam eden Bartın'a bağlı bir ilçe olan Amasra 3000 yıllık bir tarihe sahip ama yaşlı olmasına rağmen gençliğin çok sevdiği bir şehir. Sonbahar, şehrin kalabalık yazlardan sonra kafa dinlediği zamanlar. Koy sakin, balıkçılar tenha, sokaklar aşırı sosyal mesafeli oluyor. Doğasını, balık lokantalarını ve Çekiciler Çarşısı'nın minik dükkanlarını keşfetmeyi bir günde bitiriyorsunuz. Günübirlik geziler ve bir günlük konaklamalarla bu balıkçı kasabasını da rotanıza alabilirsiniz.

7 - Küre Dağları

küre dağları Batı Karadeniz rotasında bir nokta da Küre Dağları. Her mevsimi ayrı güzel olsa da bizce dağların en görülesi zamanı sarı – kızıl renk esvap giydiği sonbahar! Kastamonu ile Bartın sınırları içindeki milli park olarak ilan edilen bölgede kanyonlar, ormanlar, şelaleler derken neye bakacağınızı, nereye gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Kastamonu'nun Pınarbaşı ilçesindeki Valla Kanyonu derinliğiyle, Ilıca Şelalesi de zarafetiyle sizi can evinden vuruyor. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, yürümekle yol aşınmaz diyorsanız hücrelerinize iyi gelecek Küre Dağları'nda birkaç gün kalmanızı öneriyoruz. Bölgede sonbahar gündüz güneş, akşam soba! Giderken kalın giysiler götürmeyi de unutmayın.

8 - Adatepe

adatepe Kazdağları son zamanlarda adını duyduğumuzda derin derin iç çektiğimiz ve "Kazdağları'nın üstü altından güzel" deyip yeşilini solduranlara ah ettiğimiz bir cennet. Hem sadece bizim cennetimiz de değil, mitolojideki kahramanlar için, zeytin ağaçları için ve ormanlarda yaşayan her can için de cennet. Adatepe de işte bu cennetin parçası, can paresi bir köy. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde konumlanan bu şirin köy sonbaharın önünüze serdiği rengarenk bir ormanla resmen bir masalda olduğunuzu hissettiriyor. Dünyanın oksijen açısından en zengin ikinci bölgesi olan Kazdağları'nda, Adatepe'de uykunun en güzelini uyuyor, zeytinyağının en güzeline ekmek banıp yiyecek kadar iştahlanıyorsunuz. Doğanın içinde konaklamak için birçok alternatif bulacağınız köy Edremit Körfezi'nin muhteşem manzarasına hakim. Yürüyüş yapabilir, Zeus Altarı'ndan manzara izleyebilir, sakinliğinde yenilenebilirsiniz. Bu cenneti yaşamak için en az bir hafta sonunu ayırmanızı öneririz.
1 Kullanıcı Yorumu
  • Tarihe Göre Listele
  • En Faydalılar
1
/

-

Katbatuka da gune baslarken, Şam in ışıklarıyla gerdanlık gibi görünen Mardin'de güneşi batırdım bu yazı sayesinde...

  • Faydalı buldum (0)
  • Faydalı bulmadım (0)

Popüler Blog Başlıkları

Son İncelenenler
E-mail bültenimize abone ol. Türkiye'yi bizimle keşfet :)