Kızkalesi Gezilecek Yerler ve Tarihi Mekanlar:

Kızkalesi civarında görülmesi gereken 0 yer.

En Çok Tavsiye Ettiklerimiz
Kriterlerinize uygun sonuç bulunamadı.

Kızkalesi Gezilecek Yerler ve Tarihi Mekanlar

Silifke'de insanın macerası çok eski çağlara uzanıyor. Akdeniz'in en sulak ve verimli topraklarından olan Çukurova, toprağı işlemeyi öğrenen insanlığın ilk yerleşim yerlerinden biriydi. Üstelik tarıma elverişli bu büyük ovanın hemen yanı başında ormanlar başlıyordu. Antik çağdaki adı Kilikia olan bölgede insan yerleşimi Yeni Taş Çağı'na kadar uzanıyor.

Henüz Yunanistan, Ege Adaları ve Avrupa Kıtıası bilinmezken; İ. Ö. 3000 yıllarından başlayarak bakırın ergimesi sırasında kalay katarak sert ve dayanıklı bir alaşım olan bronzu elde eden yöre insanı tarım araçları ve kullanım eşyaları yapmayı öğrendi. Kentleşme, kapalı tarım ekonomisinden çıkış ve bölgeler arası ticaret başlıyordu artık.

Silifke kenti Roma dönemi boyunca, 500 yıla yakın bir zaman önemli Kilikia kentleri arasında yer aldı. Bizans döneminde de gelişmiş bir liman kenti olma özelliğini korudu. Bugün görebildiğimiz bazilika planlı kiliseler, iki kale, liman kalıntıları Bizans Dönemi'ne ait.

Mersin'in simgesi haline gelen Kızkalesi, denizdeki kayalık üzerine kurulmuş. Kale kıyıdan 200 metre açıkta, denizde yer alıyor. Sekiz kule ile de güçlendirilmiş. Akdeniz'de ve kıyılarında çok etkin hale gelen ve bazen kent halkının başka yerlere göçmesine neden olabilen korsanlık çevre liman kentleri gibi bir Yunan kolonisi Korykos'u da tehdit ediyordu.

O dönemde hitabet sanatının büyük ustası olarak popüler olmuş hukuk bilgini Cicero, Kilikia valisi olarak getirildi. Askeri alanda büyük başarılar kazanıldı. Korsanlarla mücadele edildi. Kaledeki ve denizdeki iki kale, birlikte bir savunma sistemi oluşturuyordu. Tehlike belirince iki kale arasına zincir çekiliyor ve düşman gemilerinin limana girmesine engel olunuyordu.

Kızkalesi Efsanesi:

Korykos'ta yaşayan krallardan biri, bir kız çocuğu olsun diye gece gündüz Tanrıya yakarmaktadır. Sonunda dileği yerine gelir ve kız büyüdükçe güzelliği ve yardımseverliği ile herkesin sevgisini kazanır. Günlerden bir gün kente bir falcı gelir. Kral onu saraya çağırtır, kızının geleceğini öğrenmek ister. Falcı prensesin eline bakınca irkilir ama bir şey söylemez. Kral zorlayınca "Kralım, kızınızı bir yılan sokacak. Bu yazgıyı hiçbir şey değiştirmeyecek ve siz dahi engel olmayacaksınız." deyip oradan ayrılır. Kral, kıza bir şey söylemez ama düşüncelere dalar. Sonunda kıyıya yakın küçük bir adacık üzerinde, ak taşlardan bir kale yaptırmaya karar vererek kaleyi yaptırır ve kızını buraya kapatır. Olan biteni bilmediğinden kızı üzülmekte, günden güne eriyip bitmektedir. Günün birinde saraydan kaleye gönderilen bir üzüm sepetinin içinden çıkan bir yılan kızı sokar ve öldürür...