Gezimizin ilk gününü dostlarımızla sohbet ederek geçirmiştik. Ertesi gün yolumuza devam ederken bu buluşmaların bize 'iyi ki' dedirten tadını almıştık, mutluyduk. Saatler sonra `Selimiye`'ye varıp denizi izlemeye koyulduğumuzda ise ayçiçeklerini hayal ediyordum. Sahilde durduğum yerden yüzlercesi, akşama doğru, güneşe değil de denize bakar olmuşlardı ansızın. Sahilden birkaç adım içerideki güzelim bahçede ise Ela Hanım ile Nejdet Bey ve Ozan'ın sıcak gülümsemeleri karşıladı bizi. Dostlukla, içtenlikle, incelikle Acaba hangi düşünce diğerini kovaladı, bahçede kendi köşemi kestirmek mi, yoksa Ela Hanım'ın kitabını elime alıp okumaya koyulmak mı, doğrusu bilmiyorum. Fakat Hydas'ın, Ela Hanım ile muhabbetimizin,- bu sözcüğün içerdiği anlamın sadece bizim buralara özgü olduğunu hatırlatırım- yola çıktığımız o ilk gün yakaladığımız mutluluğu Selimiye tatilimiz boyunca daim kıldığına eminim.