Çatalhöyük

  • Konya
0.0puan

Çatalhöyük

Çatalhöyük, 9000 yıllık geçmişiyle tarihi ışık tutan en eski yerleşim yerlerinden biridir. Uçsuz bucaksız Konya Ovası'nın Çumra ilçesi sınırlarında içinde kalan bu tarihi yerleşim yeri ilçenin sadece 10 km. kadar doğunda yer almaktadır. Höyüğün çatal ismini alması, farklı yükseklikteki iki tepe düzüne sahip bir tepe şeklinde olmasından gelir.

Tarihi yerleşim Çatalhöyük ilk kez 1958 yılında J. Mellaart adlı kişi tarafından keşfedilmiştir. Bu keşiften sonra 1961-1963 ve 1965 yıllarında bölgede kazı akademik kazı çalışmaları yapılmaya başlanmıştır. İlk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntuları ile insanlık tarihine ışık tutan bu yerleşim alanında yapılan kazılarda yüksek tepenin batı yamacındaki araştırmalar sonucunda, 13 yapı katı açığa çıkarılmıştır. Sonrasında ise Çatalhöyük yerleşim alanında 1996 senesine kadar herhangi bir arkeolojik kazı yapılmamıştır. Bu yıldan itibaren İngiliz Arkeoloji Enstitüsü tarafından Ian Hodder başkanlığında kazılara kaldığı yerden devam edilmiştir. Sonrasında elde edilen kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi'nde koruma altına alınarak alınmıştır. Ele geçen bu buluntuların bir kısmı müzede teşhir edilmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

Neolitik Dönem yerleşimi olan Çatalhöyük, 2.000 yıl boyunca kesintisiz yerleşimin görüldüğü bir yer olmasıyla, Mezopotamya dışında dönemin en büyük ve en kalabalık yerleşim yerlerinden de biri olarak bilinmektedir.

İnanış olarak Çatalhöyük insanları ölümden sonra diğer dünya inancını taşıdıklarını bizlere evlerinde ölülerle yaşamalarıyla göstermektedir. Her konutta en az bir platform bulunuyor ve ölülerini bu platformların altlarına gömüşlerdir. Yani konutlarda ölülerle beraber yaşadıklarını görülmektedir. Bu durum da halk üzerinde ata kültünün devam ettiğini anlatıyor. Ölülerin yanlarına ayrıca diğer dünya ihtiyaç duyabileceğini düşündükleri ölü hediyelerini bırakmışlardır.

Çatalhöyük kazısında ele geçen sanat eserleri arasında pek çok farklı hayvanın betimlendiği resimlere rastlanmıştır. Bu durumda bizlere tıpkı Göbeklitepe'de de olduğu gibi burada da leoparın önemli bir yere hakim olduğunu göstermektedir.

Eşitlikçi bir toplam yapısı olduğu düşünülen bölge yerleşiminde pişmiş topraktan yapılan pek çok kadın heykelciğine ve figürüne rastlanmıştır. Bu kadın heykelcikleri; genç kadın, doğuran kadın ve yaşlı kadın olarak betimlenmiş. Genel inanış olarak bu heykelcikler toplum tarafından ana tanrıça olarak bilinse de, toplumda prestij elde etmiş yaşlı kadınları temsil ettiğini düşündürmektedir.

İlk görüşü siz yazın

Şu ana kadar bir tavsiye yazılmamış.

İlk tavsiyeyi yazmak ister misiniz?

Görüşlerinizi Yazın

Son İncelenenler