Anlatacak öyle çok şey var ki. Neresinden başlasam, hangi birini anlatsam inanın bilemiyorum. Bir yandan sayfalarca anlatmak istiyorum. Metin Bey'in içtenliğini, kendi elleri ile hazırladığı mezelerini, pişirdiği balıklarını... Bir yandan diyorum ki. Yok yazmayayım herkes bilmesin burayı... Bir yandan Ferhat'ın tadına doyulmaz muhabbetlerini, eşinin sanat eseri salatalarını ve gülümseyen yüzünü anlatmak istiyorum. Bir yandan bana özel bir sığınak gibi kalsın burası, gelmesin herkes istiyorum... Her akşam bir yetmişlik götürüp, üç saatlik uykusunun İstanbul'daki sekiz saatine bedel havasını anlatmak, pırıl pırıl mavi denizini, Kuzey Ege'nin serin sularını, balıkçılarını, muhteşem domates reçelini, inanılmaz kahvaltısını anlatmak isterken bir yandan, diğer yandan paylaşmak hiç içimden gelmiyor burayı... Köpeğimiz (köpeğimiz diyorum çünkü ben burayı her şeyi ile sahiplendi, Metin Bey kusura bakmasın. Köpeğimiz Boboyu, neşemiz küçük Mehmet'i ve onun bubasını anlatmak istiyorum bir yandan, diğer yandan hak eden gelsin sadece istiyorum... Artık bizim tatile gideceğimiz bir otelimiz değil, evimiz var `Sivrice`'de... Not: Eğer derseniz ki, arkadaş ben disko isterim, bar isterim eğlence, şatafat, goygoy isterim, o zaman hiç gelmeyin. Ne kendinizi ne buradaki güzel insanları huzursuz etmeyin. Ben, eşim, kızım hepinizi çok sevdik. Yakında görüşmek üzere.