Hayvanların Bir Eğlence Aracı Olmadığını Yüzümüze Vuran 7 Gerçek, Türkiye

Hayvanların Bir Eğlence Aracı Olmadığını Yüzümüze Vuran 7 Gerçek

Sen De Görüşlerini Paylaş 11 Yorum

Keşif Rehberi

Hayvanların Bir Eğlence Aracı Olmadığını Yüzümüze Vuran 7 Gerçek
Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü… Böylesine özel ve anlamlı bir günde amacımız kesinlikle birilerini eleştirmek veya karşımıza almak değil, sadece farkındalık yaratmak, bir şeylerin farkına varılmasını sağlamak, hepimiz için. Bazı şeylere gerçekten hiç gerek yok. Kimisi iyi amaçlarla yapılıyor olsa dahi emin olun her şeyin bir alternatifi mevcut. Hiçbir canlıyı korkutmak ya da acıtmak zorunda değiliz, her zaman başka bir yolu seçmek ya da vazgeçmek gibi bir seçenek var. Yaşadığımız yeryüzü yalnızca bize ait değil. Sadece her canlı bizim gibi derdini anlatamıyor işte. Bize düşen sadece daha paylaşımcı olabilmek. Unutmayın; bakış açınızı değiştirirseniz dünyanız değişir.

1 – Hayvanat Bahçelerine Gitmek Yerine…

hayvanat bahçelerine gitmeyinYıllardır süre gelen tartışmalardan biridir bu. Kimisi "türlerin korunması" adına hayvanat bahçelerinin gerekliliğini savunurken, büyük çoğunluk bu alanların kapatılması gerektiğini söylüyor. Açıkçası biz de hayvanat bahçelerine pek sıcak baktığımızı söyleyemeyeceğiz. Bunun en büyük nedeni hayvanat bahçelerindeki yaşam koşullarının gerçekten çok kötü olması. Kafes altın da olsa, özgürlüğün değeri hiçbir şeyle boy ölçüşemiyor. Genellikle çocuklara hayvan sevgisi aşılamak için kullanıldığı söyleniyor hayvanat bahçelerinin. Halbuki çocuk, o hayvanı kafesin içinde gördüğünde hayvan sevgisinden ziyade, hayvanı kendi hizmetkarı olarak görmeye başlıyor, bilinçaltına da bu duygu işleniyor. Hayvanat bahçesi yerine çiftlik ve köyler çok daha güzel bir alternatif. Hayvanlar doğal ortamında güzel. Kutuplardan alınıp kafese hapsedilen bir penguen mi, geniş bir ovada serbestçe otlayan bir inek mi?

2 – Yunus Parkları Bildiğinizden Farklı

yunus parklarına gitmeyinHer daim güleç bir ifadeye sahip olmalarından kaynaklı olarak mutlu olduğunu sandığımız yunuslar hakkında size birkaç bilgi vermek isteriz. Bahsi geçen bu parklara getirilen yunuslar, henüz yakalanma aşamasındayken bile bir sürü travmatik olaya maruz kalıyor. Sadece bir parça balık için onlarca takla atmaya zorlanıyor, beton havuzlarda bozulan psikolojilerini düzeltmek adına kendilerini kör ediyor, çeşitli meziyetler kazandırılmak adına fiziksel ve zihinsel işkence görüyorlar. Ayrıca yüksek müzik yunuslara büyük ölçüde zarar veriyor. Ve ne yazık ki sahip oldukları üstün zekalarından dolayı her şeyin farkında olup, derin acılar çekiyorlar. Bu nedenle de çoğu intihar ediyor. En azından herhangi bir yunus parkına gidecek olsanız bile, bunları bilerek gidin.

3 – Akvaryumlar da Aynı Şekilde

akvaryumlara gitmeyinBelki yunus parkları kadar trajik olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak sanki bir şeyler ters gidiyor buralarda da. Evet, özellikle çocuklu aileler için harika bir aktivite akvaryumlara gitmek. Fakat vahşi hayvan kategorisine giren balıklara ve özellikle penguenlere büyük bir haksızlık yapmış olmuyor muyuz onları cam fanusların içine hapsederek? İsmini vermeyelim, bir tane akvaryum, kapibara isminde bir hayvan getirtmiş. Dev bir fare cinsi aslında. Yaşam alanı Güney Amerika. Çoğu yetişkinin bile varlığından haberdar olmadığı bu hayvancağız, sırf çocukların ilgisini çekebilmek adına dev bir fanusun içinde yaşamaya mahkum şu an. Deniz canlılarının sergilendiği bir akvaryuma bir kemirgen cinsi getirtmek konusuna ise hiç değinmiyoruz.

4 – Kanayan Yaramız Faytonlar

faytona binmeyinBelki eskiden birer ulaşım aracı olarak kullanılmış olabilirler. Ancak günümüzde artık ulaşım ihtiyacını karşılayacak her türlü araca sahibiz. Özellikle İstanbul Adalar'daki durum malumunuz. Bakın buradaki durumu şöyle özetleyelim; ortalama bir atın ömrü 20 yıldır. Faytonlarda çalıştırılan atların ortalama ömrü ise ne yazık ki 2 yıldan fazla değil. Adalar'ın dik yokuşları ve asfalt yollar atların doğasına tamamen aykırı bir durum. Aç ve susuz koşturulmaları, koşamayacak duruma geldiklerinde ölüme terk edilmeleri ise cabası. Üstelik içlerinde yeni doğum yapmış ya da hamile atlar da bulunuyor.

5 – Kaplanlarla Fotoğraf Çektirmesek mi Aslında?

kaplanlarla fotoğraf çektirmeyinÜlkemizde değil ancak Uzak Doğu'da oldukça popüler bir turistik aktivite bu. Bir kaplan parkına gidiyorsunuz, kaplan dizinize yatıyor ve onunla fotoğraf çektiriyorsunuz ya da bebek kaplanları biberonla besleme imkanına sahip oluyorsunuz. 2016 yılında Tayland'daki bir kaplan tapınağında ortaya çıkan sarsıcı gerçekleri öğrendikten sonra, bu aktivitenin aslında göründüğü kadar masum olmadığını fark etmiş olduk. Gördük ki kaplanların yaşam alanları oldukça kötü, beslenme şekilleri son dere uygunsuz… Hatta bazı kaplanların dişlerinin ve pençelerinin söküldüğü bile belirtilmişti. Çok daha iç parçalayıcı detaylar mevcut ancak bizce bu kadar yeterli.

6 – Fillere Binmesek mi Artık?

fillere binmeyinEğlenceli ve masum görünen turistik aktivitelerden biri daha. Uzaktan harika bir deneyim olarak görünebilir. Ancak fillerin insanları rahatlıkla öldürebilecek kapasitede olduğunu varsayarsak, onların eğitilmeleri için hiç de hoş olmayan yöntemlere başvurulduğunu tahmin edebiliriz. Turistleri sırtlayan bu güzel hayvanlar, bu amaç doğrultusunda yetiştirilmek üzere daha yavruyken ele geçiriliyor, kafeslerde büyütülüyor, aç bırakılıyor, hırpalanıyor, zincirleniyor ve işkence görüyorlar. İster istemez itaat etmeyi öğrenen filler de, acı çekmemek için söylenen her şeyi yapar hale geliyorlar. Üstelik filleri yakalamak yasal da değil. Ancak bizlerin bu talepleri son bulmadan, hayvanların özgürlüklerine kavuşmaları mümkün görünmüyor.

7 – Sirkler Var Bir de

sirklere gitmeyinVe işte son derece renkli ve eğlenceli görünen bu dünyanın arkasında, aslında kocaman bir karanlığın gizli olduğu artık bir sır değil. Hayvanların birer eğlence aracı olmadığını yüzümüze vuran en gerçek ortamlardan biri olan sirkler, hayvanlar için işkence çadırından başka bir şey değil. Olumsuz koşullar, çeşitli maskaralıklar yapabilmeleri uğruna verilen şiddet dolu eğitimler, yok sayılan ihtiyaçlar… Hepsi de biz insanların eğlenebilmesi için…

Son Söz

hayvanları koruma günü1997 yılında Avrupa Birliği bir bildirge yayınladı. Söz konusu bildirgede, hayvanların mal olmaktan çıkarıldığı ve "hissedebilen varlıklar" olarak kabul gördüğü belirtiliyordu. Yani onlara herhangi bir müdahalede bulunmadan önce, onların da hissettiğini düşünmek gerekiyor. Acıyı, korkuyu, mutluluğu, her şeyi bizler gibi hissedip yaşıyorlar. Kendi ortamlarında kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek zeka ve beceriye de sahipler. İhtiyacımız olan tek şey biraz farkındalık.
11 misafir tavsiyesi
  • Tarihe Göre Listele
  • En Faydalılar
11
/

-

Tamamen katılıyorum. Yunuslarla foto çektiren arkadaşlarıma sosyal medya üzerinden küfür edesim geliyor. Hayvanat bahçelerinde de minimum ölçüler verilerek sınır getirilmeli bence. Kaplanın yaşam alanı min. 10 dönüm olmalı vs gibi...

  • Faydalı buldum (2)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Tüm bu yerlere gitmeyerek tepki gösterebiliriz.

  • Faydalı buldum (2)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Her biri içimizde kanayan yaralar olan tüm bu konulara değindiğiniz için binlerce teşekkür ederim ve duyarlılığınızdan dolayı kutlarım. En doğrusu,üzerinde yaşadığımız bu dünya yalnızca insanlara ait değil ve hatta hayvanların bizlerden daha fazla hakları varken insanoğlunun hayvanlara işkence yapıp onlara yaşadıkları hayatı zindan etme konusunda uzmanlaşması çok ama çok acı veriyor.

  • Faydalı buldum (2)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Bilgilendirme için teşekkür ederim. Bazı şeylerin farkındayız; ama bu kadarının değil. Çok etkilendim.

  • Faydalı buldum (2)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Yazdıklarınızda o kadar haklısınız ki... Farkındalık için teşekkürler, inşallah tüm insanlar bu yazılanlara duyarsız kalmazlar. Ve çok kızdığım, en çok yapılan canlıların petshoplardan alınarak sıkıldıklarında sokaklara terk edilmeleri. :( Bir kedi istiyorsanız sokakta bir sürü var, köpek deseniz keza aynı ama insanlarımız hayvanların da birer canlı varlık olduklarının farkında değiller, dediğiniz gibi onları birer eğlence olarak görüyorlar. Çocuklarını mutlu edecek, sevgililerini heyecanlandıracak eğlence, o kadar... Halbuki onlar da birer can, nefes alıyorlar sen gibi, ben gibi ama maalesef farkında değiller. :(((

  • Faydalı buldum (2)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Yazacak anlatılacak o kadar çok şey var ki… Her şey gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, yüreğimizin hissettiği kadar apaçık ortada; ama yine de duyarsız insanoğlu kanunlar yetmiyor. Sözde caydırıcı ama her seferinde nedense yine zulüm yine vahşet yine sorumsuzluk… Merhamet çare olmaktır, tutabilmektir, susuzluğu gidermek, yarayı iyileştirmek, sevgiyle sarabilmektir. Bunların olmadığı yerde sevgi ne arar? Yazınızda bahsedilen atlar her gün gözümün önünde ne imzalar ne kampanyalar düzenlendi sonuç sıfır. O faytonla gezmeyi kendine eğlence, caka, lüks moda bilen insanlar olduğu sürece o sarhoş zalim insanlar bu zulme son vermeyecekler. Hayatım boyunca hiçbir sirke, akvaryuma ve dahi hayvanat bahçesine gitmedim. Her canlının yaşama hakkı vardır ve bizler de saygı duymak, merhamet göstermek zorundayız. Paylaşım çok güzel; ama bir o kadar da iç acıtıcı. Teşekkürler...

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Bir de deney için katledilen fareler var. Geçenlerde televizyonda bir doktor bir hastalığın seyrini izlemek üzere, üstelik de yanlış bir şekilde ve boşuna bir sonuç alınamayacağı halde hayvanın embriyosunu almak için anne farenin öldürülmesini ve eşinden ayrılmasını o kadar duygusal bir şekilde eleştirdi ki ne acımasızca olduğunu idrak ettim. Bugün kentimizdeki güzelim çınarların dallarının üzerine kuşlar konup pisledikleri için altlarına insanlar oturamadığı gerekçesiyle acımasızca budandığını öğrendim. Dünya sadece bizim için yaratılmadı, her canlının hakkı var.

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Çok güzel dile getirmişsiniz, teşekkürler. İnsan olarak biraz empati yapılsa insanoğlu başka hiçbir şey gerekmez diye düşünüyorum.

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Burada yazılan gerçeklerin tabii ki farkındayız. Maalesef kanunlar bu kişilere bir yaptırım uygulamıyor. Sadece üzülmekten ve bu kişilere kızmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Bu konuda gecen hafta benim de bir gözlemim oldu. Ankara'da bulunan bir AVM'nin büyükçe ama bir köpekbalığı için oldukça küçük olan akvaryumunda zavallı balık habire dönüp duruyor. Herhâlde akvaryumdaki bir turu 5 sn.bile sürmüyor. Bu direkt bir işkence yöntemi olmasa da dolaylı olarak canlıyı büyük bir stres altına sokacak bir uygulama bence. Yıllar önce bu akvaryum ilk açıldığında merak edip oğlumu götürmüştüm. Ama o zaman bu gözle bakmamıştım. Bu sefer gerçekten bu canlı için çok üzüntü duydum. Bu canlının en azından daha büyük bir akvaryuma nakledilmesi çok daha uygun olacak aslında. Böyle dev bir akvaryum Ankara'da da var sanırım. Kime söylenir, nasıl yapılır bilemiyorum ama hiç olmazsa sosyal medya ile sesimizi duyurmak lazım diye düşünüyorum.

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Öncelikle bu farkındalık yazınız için çok teşekkür ederim. Hayvanları, bütün canlıları korumamız gerekiyor ve çocuklarımızı yetiştirirken de canlıları korumamız gerektiğini aşılamamız gerekiyor ki bilinçli nesiller yetişsin.

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)
11
/

-

Hayatımın büyük bir bölümünü Almanya'da geçirdim. Irkçılığın, din sömürüsünün, ayrımcılığın, fanatizmin yeniden hortladığını, doğanın ve insanların daha fazla sömürüldüğünü, insanoğlunun yeniden Orta Çağ'a doğru, geriye doğru bir süreç içerisinde olduğunu vurgulamaya gerek yok; ancak son yıllarda tespit ettiğim bir şey var. Hayvan sevgisi olmayan kişilerde insan sevgisi de olmuyor. Hayvan ve insan sevgisi olmayan kişilerde sanki sosyalleşme süreci de durmuş gibi. Belki yanılabilirim ama bu benim şahsen empirik bir tespitim ve sadece Almanlar'da gözetlediğim bir phenomen. Anladığım kadarı ile Türkiye'deki hayvan problemlerinin en büyük çözümü, hayvanların (Örneğin kedilerin ve köpeklerin kısırlaştırılmasında) yatıyor. Bu tabi sadece teknik bir çözüm.

  • Faydalı buldum (1)
  • Faydalı bulmadım (0)

Son İncelenenler