Assos Antik Liman Gezilecek Yerler

Assos, 18. yüzyılda birçok gezgin tarafından ziyaret edilmiştir. Gezgin ve araştırmacıların ifadelerine göre kentteki birçok yapı onların zamanında çok iyi korunmuş halde ayakta durmaktaydı. Tapınağa ait bazı bloklar 1838 yılında Sultan II. Mahmut tarafından Fransız arkeolog Raoul - Rochette hediyesi olarak verilir ve Louvre Müzesi'ne götürülür.

Assos'taki kalıntılar arasında Akropolisdeki Athena Tapınağı, Bizans surları, Hüdavendigar Cami, akropolisin eteklerinde Arkaik devirden günümüze kadar iyi korunmuş antik yol ve iki kenarındaki mezarlar, şehir sur duvarları, Gymnasion, Agora, Stoa, Bouleuterion, tiyatro ve kilise sayılabilir.

Assos'un konutlarının yer aldığı bölümde henüz kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın maddi desteği ile sürdürülmektedir.

Assos, Edremit Körfezi ile Lesbos Adası'nın (Midilli) karşısında, bir volkanın eteğinde, Andezit Kayalıkları üzerinde kurulmuş, Antik Çağların önemli yerleşim merkezlerindendir.

Assos'da kesinlik kazanmaması ile birlikte Tunç Çağı'nda (M. Ö.3000-1200) burada yaşayanların olduğuna dair arkeolojik kalıntılar bulunmuştur. Homeros, Tiria'nın güneyinde Leleglerin yaşadığını, bunların Troia Savaşı'nda bölgede denizcilik ve korsanlık yaptıklarını belirtmiştir.

M. Ö. VII. yüzyılda, Thrakia ve Mysialıların yerleştiği Güney Troias, Lesbos (Midilli) üzerinden gelen Aioller tarafından işgal edilmiştir. Bu dönemden söz eden Strabon da, Methymna'lı göçmenlerin Assos'a yerleştiklerini ve Assos'un 20 km. doğusunda yarı barbar bir kavim olan Gargaralıların kenti Gargara'ya da değinmiştir.

M. Ö. 560'da bütün bu yöre Lydialıların eline geçmiş ve Batı Anadolu kentleri gibi Assos'da onların satraplığına bağlanmıştır. Ancak Salamis'de Perslerin yenilmesi ve İskender'in Anadolu'ya gelişi ile bağımsızlığına kavuşmuştur.

M. S. 5.yüzyılda Atina'nın güçlenmesi sonucunda M. Ö. 478'de Delos Deniz Birliği kurulmuştur. Phokaia, Samos, Teos, Pitane, Miletos, Lesbos gibi İon ve Aiolia'nın güçlü kentleriyle birlikte kurucu üye olarak Assos'da bu birliğe katılmıştır.

Roma döneminde Assos büyük gelişim göstermiştir. Assos'u ziyaret eden St. Paul ve St. Lukos, kentin Hıristiyanlığı kabul etmesinde etkili olmuştur. Anadolu'da Hıristiyanlığı en erken kabul eden kentler arasında Assos'da yer almıştır.

Haçlı Seferleri sırasında Federik Barbarossa, Çanakkale Boğazı'nı geçtikten sonra Assos ve çevresini tahrip etmişlerdir. 4. Haçlı Seferinde de İmparator Balwin'in kardeşi Hendi de Hainault kenti ele geçirmiş ve bundan sonra Assos 20 yıl Frankların yönetiminde kalmıştır.

Bizanslı komutan Makhron Yönetimindeki Assos, 14. yy başlarında Osmanlılar tarafından ele geçirilir.

Assos çevresinde kenti besleyecek verimli toprakların olmayışından hayvancılık, meyva, şarap ve zeytincilik geçim kaynağı olmuştur. Bunun dışında demir ve gümüşü işlemişlerdir. Nitekim akropolün doğu yamaçlarında demir cevheri bulunmuştur. Liman hizmetleri, gümrük bir başka gelir kaynakları idi. Assos'un koruyucu tanrısı Athene idi. Onun dışında Hermes, Tykhe, Asklepios da saygı gören Olympos tanrılarındandı.

Assos sikke basımına M. Ö. VI. yüzyılın ilk yarısında başlamıştır. Çoğunlukla sikkelerin yüzünde Athena başı, diğer yüzünde grifona yer verilmiştir. Bunun yanı sıra Medusa başı, arslan başı, üzüm salkımı, kuğu tiplerine sikkeler üzerinde yer vermişlerdir.

İlk görüşü siz yazın

Şu ana kadar bir tavsiye yazılmamış.

İlk tavsiyeyi yazmak ister misiniz?

Görüşlerinizi Yazın